22 Mart 2008 Cumartesi

DEVİNİM ÜZERİNE

Çok sevdiğim filozof olan Descartes'ın Felsefenin İlkeleri Adlı kitabında devinim kuralı açıkça belirtilmiştir. Descartes'tan öğrendiğim bu mükemmel bilgiyi bilmeyenler için açıklayayım.

Devinim, Dünya ve Evren hakkında mükemmel bir bilgidir. Devinim'e göre Evren yerdir. Dünya yerin üzerinde duran ve kendi ekseni etrafında dönen bir maddedir. Öz maddeyi madde yapan şeydir.

Çok kısa açıklayacağım bu kuralı. Öğrneğin; Bir insan doğudan batıya gittiğini düşünüyor. Buna göre Dünya yerdir. Bu yanlıştır. Dünya kendi ekseni etrafında döndüğü için aslında hiçbir yere gitmiyor. Doğudan Batıya gittiğinde Dünya döndüğü için tekrar bulunduğu noktaya aynen geri dönmüş oluyor. Yani bir yerden bir yere gitmiyoruz aslında. Sadece gittiğimizi sanıyoruz. Bu mükemmel ilkeyi gerçekten ilk öğrendiğimde hem büyülendim, hemde Descartes'in insanların bilgeliği yolunda ilerlemesi için çok mükemmel bir insan olduğunu düşündüm.

Evet kısa bir örnekle basitçe açıkladım devinim kuralını. Descartes'in Felsefenin İlkeleri Kitabı Felsefeye yeni başlayacaklar için mükemmel bir başyapıt. Saygılarımla,

Yazar: Sercan Görgün

YAZILARIN KUTSALLIĞI ÜZERİNE

Evet yazılar. Kitapların oluşumunda, duyguların aktarılımda, kendimizi özgürce ifade edebilmemizin sembolü yazılar. İletişimin hayati anlamını taşıyan yazılar. Büyüleyici bir Tanrı'sallık vardır yazılarda. Anlarımızı, gerçeklerimizi her şeyimizi tarihselleştirmenin ve yeri geldiğinde güncel tutan yazılar.

Yazıları yaşamak bambaşkadır. Kitapların kapağındaki büyüleyici resimlerden ve hayal gücünden daha derin bir şey taşır, yazılar. Bana Göre Kutsal'dır yazılar. Yazılar Dünya'mızdır. Yazılar benim içinde kaybolma arzusuyla okuduğum ve bir daha geri dönüş yolunu bulmak istemediğim bir Dünya'dır. Konuşmaktan çok yazı ile iletişim kurmayı tercih ederim her zaman. Böyle bir ortam ancak özgürlükler ülkesidir benim için. Elimde olsa bir yazı olmak isterdim, insandan çok. Kutsal olmak isterdim.

Yalnızlık denilen şey budur benim için. Yazılar arkadaşımdır, Tanrı'mdır. Felsefe'yi felsefe yapanda yine yazılar olmuştur. Tüm aptallıkları ve akıllıkları dürüstçe ifade eder yazılar. Düşünceleri düşünce yapanda yazılardır. Yazılar tapınılması Kutsal'lardır.

Yazılarımı yazarken, yazıların kutsallığını anlayabilmeli Aydın insan. Yazılar... Nietzsche'yi Nietzsche yapan, Kant'ı Kant yapan, Tanrı'yı Tanrı yapandır yazılar. Bu yüzden Kutsaldır yazılar. Bir resim, bir tablo, bir müzik, bir sanat, bunlar gibi daha birçok şey sayar KÜÇÜK İNSAN. Ama yazıları sayamazlar. Gözleri kördür onların! Yazıların Kutsallığını sayamazlar.

Ey, uçmak için kanatları hazır olan Aydın insanlar. Sizlere yazıların kutsallığını öğütlüyorum. Kuş olabilmek için tek yardımcınızdır yazılar. Böyle öğretiyorum sizlere...

Yazar: Sercan Görgün

NIETZSCHE ATEİST DEĞİLDİR.

Nietzsche'yi anlamayanlara yazıyorum bu makalemi. Günümüzün Nietzsche'si çğu kişi tarafından ateist ve nazilerin savunucusu olarak tanınıyor. "Böyle Söyledi Zerdüşt" başyapıtını ve daha bir çok yapıtını okutan çoğu kişi önyargılı ve anlayışsız, bilgisiz bir şekilde Nietzsche'ye ateist damgasını vururlar. Şimdi bu ön yargıları çürüteceğim.

Böyle Sözyedi Zerdüşt'ün içeriğine baktığımız zaman "İnsanca ve Pek İnsanca" ile aynıdır. Böyle Söyledi Zerdüşt, aslında Nietzsche'nin Hristiyanlıkla ilgili hemen tüm kitapları okuduğuna işaret ediyor. Şimdi bu kitabın İncil'den alıntılarla yazıldığını bir inceleme ile açıklayacağım.

BÖYLE SÖYLEDİ ZERDÜŞT BİRİNCİ BÖLÜM

(Otuz yaşında iken) İsa gibi, Luka'ya göre İncil.
(Uyanmış Zerdüşt) Buddha gibi, Bk. H. Oldenberg, Buddha.
(Haykırıyor Göklere) Kitabı Mukaddes, Tekvin 4.
(Severim, ruhu harcanıp... istemez o) Bk. Luka'ya göre İncil, 17:33. Canını korumaya çalışan herkes, onu yitirecektir; ve onu yitiren, onun yaşamasına yardımcı olacaktır.
(Severim, Tanrı'sını sevdiği... onu) Tanrı'sını seven, onu yerden yere vurur. Cilt 10,2 [28]; 3 [1] 189; İncil, İbranilere mektup 12:6'nın değiştirilmiş hali: "Çünkü Rab Sevdiği kişiyi yerden yere vurur ve kabul ettiği her oğlu cezalandırır."
(ben bu kulakların... değilim) Bk. Matta'ya göre İncil, 13:13.
(Çoban... var) Bk. Yuhanna'ya göre İncil, 10:16, "... böylece tek sürü, tek çoban olacak."
(Karanlıktır... yollar) Bk. Kitabı Mukaddes, Süleyman'ın Meselleri 4:19, "Tanrı'ların yolu karanlık gibidir..."
(Açları... doyurur) Bk. Kitabı Mukaddes, Mezmurlar, Mezmur 146, 5:7 "Ne mutlu o adama ki... açlara yiyecek verendir."
(Değer levhalarını yere çalanlara) Musa gibi, Bk. Kitabı Mukaddes, Çıkış.
(Hasat için... yüz tane orak) Bk. Matta'ya göre İncil, 9:37 "Biçilecek ürün bol, ama işçi az."

ZERDÜŞT'ÜN SÖYLEVLERİ

--ÜÇ DÖNÜŞÜM ÜZERİNE--

(Ya da... tırmanmak mı?) Bk. Matta'ya göre İncil 4, 1:18.

--ERDEMLERİN KÜRSÜLERİ ÜZERİNE--

"Adillerin Uykusu Üzerine" için Bk. Kitabı Mukaddes, Muzmurlar, Mezmur 4:9; Süleyman'ın Meselleri 3:24; Vaiz 5:11; Jesus Sirach 31:1, 23, 24.
(Yalancı Şahit... işleyeceğim) Bk. Kitabı Mukaddes; Çıkış:20, 16, 14.
(Her zaman en iyi... gezdiren) Bk. Kitabı Mukaddes, Mezmurlar, Mezmur: 23, 1:2; Yuhanna'ya göre İncil 10:11 vd.

--ÖTEDÜNYACILAR ÜZERİNE--

(Kurtarıcı kan damlasını) Bk. örneğin İncil, Petros'un I. Mektubu 1:19.
(Bunun... içkiciklerini) Bk. Matta'ya göre İncil, 26:27
(Dayanıklı... dişisiyle) Bk. Matta'ya göre İncil 21:5, Kitabı Mukaddes, Zekerya 9:9

--DAĞDAKİ AĞAÇ ÜZERİNE--

Bu bölümdeki İncil'den alınma motifler için. Bk. Yuhanna'ya göre İncil 1:48; özellikle İsa'nın "Zengin Delikanlı"yla konuşması. Matta'ya göre İncil 19:16. vd.
(Siz ona... o size) Bk. Matta'ya göre İncil 4:9 (Şeytan, İsa'ya) "Eğer yere kapanıp bana tapınırsan, bunların hepsini sana veririm."
(Ve şu benzetmeyi... domuzlara) Bk. Matta'ya göre İncil 8; "Şu benzetmeyi veriyorum size"de İncil'de kullanılan bir deyiştir.

--ÇOCUKLUK VE EVLİLİK ÜZERİNE--

(Birleştiremediğini.. benden) "aksayan" Tanrı için Bk. Yunan Mitolojisindeki Hephaistos, Ares ve Afrodit; Ayrıca Bk. Matta'ya göre İncil 1:37 "Onun için, Tanrı'nın birleştirdiğini insanlar ayırmasın."
(Güneşe sarılmış bir yılan) Bk. Cilt 10,4 [260] : Bilgi yılanına sarılan bir güneş. Bk. Kitabı Mukaddes, Tekvin 3,5

İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İNCELEMELERİNİDE İSTEYENLER YORUM BÖLÜMÜNDE BELİRTSİNLER.

Böyle Söyledi Zerdüşt yapıtı gerçektende felsefeyi, ezoretik bir düzleme yükseltme, onu teknikçilikten, yankısız çevrelerde yalıtılmaktan, iddialı ve modern olmayan bir sanatın maruz kaldığı alaydan kurtarmak yolunda ciddi bir denemedir. Bu görüşümüde belirtmek istiyorum.

--SONUÇ--

Nietzsche'nin yaptığım çalışmada en azından bir örneği bile göstererek Ateist olmadığınıkanıtlayabilirim. Kanıt: Böyle Söyledi Zerdüşt Birinci bölümdeki İncil alıntısındaki Nietzsche'ninde felsefesini ortaya koydunu düşündüğüm alıntıdır kanıt.
Bakınız: (Severim Tanrı'sını sevdiği... onu) "Çünkü Rab Sevdiği Kişiyi Yerden Yere vurur ve kabul ettiği her oğlu cezalandırır." ve Cilt 10,2 : "Tanrı'sını seven onu yerden yere vurur."

Bu alıntı Nietzsche'nin her Tanrı'ya sövüşünün ardındaki Tanrı sevgisini açıklıyor. Eminim bu çalışmam Nietzsche'yi anlamayanlara bir rehber olmuştur.

SAYGILARIMLA,

Yazar: Sercan Görgün

21 Mart 2008 Cuma

HEPİMİZ İLHAN SELÇUK'UZ!

İlhan Selçuk'un Mükemmel Bir Eseri Vardı. "Düşünüyorum Öyle İse Vurun" !!! Ülkemizde artık doğru düşüncelere saygısızlıkyapan mı dersiniz? Yoksa İslamcı-Faşizm mi, Dersiniz? Yoksa Eğitimsiz İnsanların Bilinçsizce Yaptığı Saygısızlıklar mı, Dersiniz? Bu Böyle Uzayıp Gidecektir...Haydi Herşeyi Bıraktık. 80 yaşındaki Bu Saygıdeğer Kişiliğe Yapılan Bu Saygısızlık Affedilemez. Ayrıca İlhan Selçuk'un bir askeri darbe yapmış gibi,teröristmiş gibi apar topar Saygısızca Tutuklanması Gerçekten Acı Verici. Zaten evinde kitaplardan başka ne bulabilirsiniz ki?!! Yazık Gerçekten Çok Yazık. Sinirimden Ağladım.Atatürk yaşıyor olsaydı Kederinden Ölürdü!!! Bu ülkenin Aydın İnsanları, lütfen İlhan Selçuk'a yapılan bu Hakarete Tepkilerimizi Gösterelim! Ortacag zihniyeti ,susturma politikasi ,baskin cikip birseyleri ortme istegi,Sayin Tuncay Ozkan'in dedigi gibi KORKUNUN KRALLIGINI tesis etme arzusu ilk icraatini yapti.Ama biz ulus olarak artik dur demek zorundayiz.

Ergenkon soruşturmasında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk'un gözaltına alınma nedeni geçen haftaki köşe yazısı oldu.

İşte İlhan Selçuk'un geçen haftaki köşe yazısı:AKP İslamcılığının -İslamın değil- beş şartı artık oluştu:

Dedikodu.. Şantaj.. Yalan-dolan.. Çıkarcılık.. Yolsuzluk.. Dinciliğin gün geçtikçe ağır bastığı medyayı da ancak maşayla tutabilirsin... * Peki, gün geçtikçe gelişip yoğunlaşan iletişim teknolojisi bizde neye hizmet ediyor?.. İslamcılığın beş şartına... Üstelik kuşkulu dinlemeler üzerine bina edilen kanıtsız tanıksız 'ne idüğü belirsiz' davalar da medyada özellikle pompalanıyor... Bir azgınlık.. bir azgınlık ki.. demeyin gitsin.. Neden bu azgınlık?.. İslamcılar -ılımlısı ve köktencisi- artık ülkeyi, belediyeleri, devleti, her şeyi ele geçirdiklerine inanıyorlar... * Azgınlığın dinci gazete sayfalarına nasıl yayıldığına ilişkin bir örnek vereyim.. Dinci köşe yazarı yazıyor: "- Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenlere derin devlet mi dersiniz, derin çete mi dersiniz?.." "- Devleti temsil eden 'Bayrak' ve 'Cumhuriyet' , devleti ele geçirmeye çalışan çetelerin eline geçmiş..." "- Özelleştirme İdaresi Başkanı'na düştü bu iş galiba... Hadi, derin devletin mallarını ve şirketlerini legal devlete, oradan da ihale yolu ile satış için TMSF'ye gidin... Cumhuriyet'in mal varlığını Cumhuriyet'in hazinesine irad kaydedin..." "- Devlet bir an önce, iddialar doğru ise, mahkeme kayıtlarına geçen iddialar çerçevesinde Cumhuriyet gazetesi, ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği), ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği), Vatansever Güç Birliği gibi derin yapıların paravan örgütlerine derhal el koymalı..." * Eveeet... AKP iktidarı belli hedefe doğru doludizgin yürüyor, yandaşları da içmeden sarhoş olmuşlar... Ülke altüst... Herkes birbirine soruyor: - Ne olacak?.. Bu gidişle bir şeyler olacak... Ama, ben Cumhuriyet'e "İslamcı AKP Devleti" nin el koymasını isteyen gazeteye şimdiden haber vereyim... Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar.

20 Mart 2008 Perşembe

Neden Ateist Değilim?

Fikret Böcek

Ateizm bir dünya görüşü olarak kendisini diğer dünya görüşleri gibi entellektüel bir şekilde aklayabilmelidir. Ateizm evren, insan ve Tanrı kavramları üzerinde yorumlar yapar ve bu yorumları gerçek olarak kabul etmemizi bekler. Ateistlerin bu iddiaları bir şeyin gerçek olup olmadığını yargılayan bütün testlerden geçebilmelidir. Ateizm iddialarını kanıtlamak zorundadır. Ateizmin ileri sürdüğü iddialar, bir inancın doğruluğunu gösteren bu testlerden muaf olamaz.
Ateizmin inanç açıklaması şöyledir:
Bütün evrende,
Ne geçmişte,
Ne şu anki zamanda, ve
Ne de gelecekte,
Hiçbir şekilde veya tanımda
Hiçbir zaman Tanrı olmadı, şimdi de yok ve gelecekte de olmayacak.
Şimdi doğruluk testlerini uygulayarak Ateizm’in inanç açıklamasına bakalım:
1. İlk sorumuz şu: Ateizmin inanç açıklaması mantıksal olarak geçerli midir yoksa geçersiz midir? Eğer mantık yasalarına göre geçersizse, o zaman düşünen kişiler için ateizmin iddiaları mantık dışı ve kabul edilemez durumdadır.
Ateizmin inanç açıklaması mantık yasalarını çok açık bir şekilde ihlal ettiğinden, ateizmin özünde mantıksızlık mevcuttur.
A. Mantık yasalarına göre, evrensel bir olumsuzluğu(negatifi) kanıtlamak imkansızdır. Bir ateist, “Hiçbir yerde hiçbir zaman tanrı yoktur,” iddiasında bulunduğunda kanıtlanması olanaksız olan evrensel bir olumsuzluk(evrensel negatif) iddiasında bulunur. Bu iddiayı kanıtlayamayacağından veya gözler önüne seremeyeceğinden mantıksız davranmış olur.
B. İkinci mantıksal sorun; Bir kişinin “Tanrı yoktur” iddiasının doğruluğunu kanıtlayabilmesi için bu kişinin Tanrı olması gerekir.
1. Bu iddiada bulunan kişinin aynı zamanda evrenin her yerinde olabilmesi gerekirdi. Örn: bu iddiada bulunan kişinin aynı zamanda her yerde ve sonsuz olması gerekirdi.
2. Bu iddiada bulunan kişinin aynı zamanda geçmişe, şimdiki zamana ve geleceğe seyahat edebilme yeteneğine sahip olması gerekir. Örn: Bu kişinin yaşamının sonsuz olması ve zaman ve mekanla sınırlı olmaması gerekir.
3. Bu iddiada bulunan kişi herşeyi bilen bir kişi olurdu. Örn: Bu kişi dünya tarihindeki gelmiş geçmiş herşeyi bilirdi.
4. Bu iddialarda bulunan kişinin sonsuz olabilmesi için ve aynı anda her yerde ve herşeyi bilen bir kişi olabilmek için herşeye gücü yeten bir kişi olması gerekirdi
C. Üçüncü olarak da, mantık yasaları çerçevesinde “sonsuz bir Tanrı yoktur” iddiasını sadece ve yalnızca sonsuz bir Tanrı ileri sürebileceğinden, “Sonsuz bir Tanrı yoktur” iddiasını ortaya atan ateizm savunucusu kendi sözlerine zıt düşmüş olur… Bu da mantıksızlıktır!!!

Filozoflar Felsefe İçin Ne Diyorlar?

"Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir."Karl JASPERS"

Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir."SOKRATES"

Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (İdealist) bir çalışmadır."PLATON"

İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe."ARİSTOTELES "

Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir."EPİKUROS"

Felsefe tanrıyı bilmektir ve gerçek felsefeyle, gerçek din özdeştir."AUGUSTİNUS"

İnanılanı anlamaya çalışmaktır."ANSELMUS"İnanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır."ABAELARDUS"

Tanrıdır konusu, tanrının tanıtlanmasıdır."A. THOMAS"

Eleştiridir."CAMPENELLA"

Deney ve gözleme dayanan bilimsel veriler üzerinde düşünmektir."F. BACON"

Felsefe yapmak doğru düşünmektir."T. HOBBES"

Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için."DESCARTES"

"Felsefe, genelleştirilmiş bir matematiktir."SPİNOZA"

Gerçekte doğru olanı algılamaktır. Felsefe göklerden yere inerek, beş duyuyla kavranan konularla ilgilenmelidir."LEİBNİZ"

Bütün düşüncelerimizin duyumlarımızla, gerçek alemden geldiğini tanıtlamaktır."LOCKE"

Felsefe duyumların bilgisidir."CONDİLLAC"

İnsan zihninin mahiyetini incelemektir."HUME"

Sonuç olarak;
Felsefe Yaşamdır...

15 Mart 2008 Cumartesi

ENTELEKTÜEL YAŞAM, İNSANI MUTLU EDER Mİ?

Mutlu yaşama neden olan ayrıntıları sırf gözden geçirmekle değil, sorunun içine daha derinlemesine girmekle ve yaşam mutluluğunu bütün olarak ele almakla da aynı sonuca ulaşırız. Entelektüel yaşamın yaşam mutluluğuna olan ilişkisi, onun kişiliğimizle olan ilişkisi gibidir. Yani bizim nasıl bir insan olduğumuzdur; DEĞERLİ Mİ yoksa DEĞERSİZ Mİ? Zira bütün insanlar, ya yaşam mutluluğuna götüren şeyi ya da yaşam mutluluğunun bir sonucu sayılan şeyi seçmeye değer bulurlar; ayrıca bizi mutlu kılan şeylerin bazıları zorunludur, bazıları haz vericidir. Yaşam mutluluğunu, ya düşünme gücü ve bir tür bilgelik, ya erdemlilik, ya en yüksek derecede haz, ya da bunların hepsi olarak tanımlamaktayız. Mademki yaşam mutluluğu, düşünme gücüyle aynı şeydir, o zaman yaşam mutluluğuna yalnızca filozofların sahip olacağı açıktır. Eğer yaşam mutluluğu, ruh mükemmelliği ya da haz dolu yaşam ise o zaman buna yine ya öncelikle ya da sadece filozoflar sahiptir. Bizim içimizdekilerde en iyi şey, hükmeden şeydir. Hepsi teker teker birbirleriyle karşılaştırıldığında bunların en çok haz vereni ise, “DÜŞÜNME GÜCÜ”dür. Biri yaşam mutluluğuna bunların hepsinin neden olduğunu iddia ettiği zaman bile, yine de düşünme gücünün en önemli öğe olduğunu söylemek gerekir. Bu yüzden becerebilen herkesin felsefe yapması zorunludur. Çünkü felsefe yapmak, ya mükemmel yaşamın kendisidir, ya da ruhu oraya en çabuk götürendir. Herkes kabul eder ki hiçbir insan, en büyük servet ve en kudretli güçle donatılmış, ama elinden düşünme gücü alınmış ve akıl hastası olduğu bir yaşamı seçmek istemez; bunu en derin hazları yaşayabilecek ve bazı delilerin yaptıkları gibi yaşayabilecek olsa bile yapmaz. İnsanlar en çok, düşünme gücünden yoksun kalmaktan kaçınırlar; ancak göründüğü gibi düşünce gücünden yoksun olma, düşünme gücüne karşıttır ve bu iki karşıtın birinden kaçınılırken diğeri tercih edilir. Uyumak her ne kadar çok hoş ise de ve uyuyanın her türlü olası hazları tattığını düşünsek bile, hiçbir şekilde uyanık olmaya tercih edilemez.
Mutlu yaşam ister haz ve rahatlıktan, ister ahlaksal mükemmellikten, isterse akıl kullanmaktan ibaret olsun, bunların her birinde felsefe kaçınılmazdır. Bu konular hakkında açık seçik bir görüşe yalnızca felsefe aracılığıyla ulaşabiliriz. İnsan “bütün olarak” basit bir canlıdır ve insan olarak özelliği “akla” ve “tin”e sahip olmasından gelmektedir. O zaman en eksiksiz gerçeğe -bu demektir ki varolanlara dair gerçek bilgiye- ulaşmak dışında insan için başka hiçbir görev yoktur.Yaşam, yaşam olmamaktan algılamayla ayrılır, yaşamı biz algılama yeteneğiyle tanımlıyoruz. Algılama yeteneği alındığında, yaşam yaşanmaya değmez olur; öyle ki, sanki yaşam toptan yok olur. Felsefi kavrayış ruh mükemmelliğinin ve mutlu yaşamın bir parçasıdır. İddia ediyorum ki, mutlu yaşam ya felsefi kavrayıştan çıkar, ya da onun kendisi mutlu yaşamdır. Tam yetkinlikle yapılan ve engelsiz olan edimler kendiliğinden “haz” kaynağıdır. Felsefi etkinlik bu yüzden, bütün etkinliklerin en haz verenidir. Haz verici yaşamı, bu yaşamı sürenler için haz verici olduğundan, haz vericidir diye adlandırabiliriz. Yaşamda bir şeyden haz duyanların değil, yaşamın kendisinin onlar için haz olduğu ve yaşamın kendisinden haz alanların, haz veren bir yaşam sürdürdükleri söylenebilir. Bu türden düşüncelere dayanarak uyanık olanın uyuyandan, düşünenin düşüncesiz olandan daha üst düzeyde yaşadığını söylüyoruz ve iddia ediyoruz ki, YAŞAM HAZZI, RUHU KULLANMAKTAN GELMEKTEDİR; RUH ETKİNLİĞİ, ASIL ANLAMDA YAŞAMAKTIR.